USLU, Ferhat: Türkiye’de Hükûmet Sistemi Tartışmaları ve Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sisteminde Yasama ve Yürütme Organları Arasındaki İlişkiler, Güncellenmiş ve Gözden Geçirilmiş 2. Baskı, Filiz Kitabevi, İstanbul, 31/08/2022, ISBN: 978-975-368-767-6, ss. 578-588.
Bilindiği gibi, 6771 sayılı Kanun’la yapılan Anayasa değişiklikleriyle TBMM ve Cumhurbaşkanı’nın görev süreleri 5 yıl olarak sabitlenerek, TBMM ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin aynı tarihte birlikte yapılması esası benimsenmiştir (Any. md. 77/1). Diğer taraftan Any. md. 101/2’de bir kişinin en fazla iki kez Cumhurbaşkanı seçilebileceği düzenlenmiştir. Hâlihazırda Cumhurbaşkanlığı görevini yerine getiren Recep Tayyip Erdoğan bu göreve ilk kez, 10/08/2014 tarihinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı seçimiyle gelmiştir. Anılan seçimde 12. Cumhurbaşkanı olarak seçilen Recep Tayyip Erdoğan[1], yaklaşık dört yıl Cumhurbaşkanlığı görevini yerine getirdikten sonra 6771 sayılı Kanun’la yapılan Anayasa değişikliği (Any. geçici md. 21/A) ve TBMM tarafından alınan erken seçim kararı[2] gereği 24/06/2018 tarihinde ilk kez TBMM seçimleriyle birlikte yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yeniden aday olarak, bu seçimlerde de aynı göreve yeniden seçilmiş ve 09/07/2018 tarihinde TBMM’de yemin ederek görevine başlamıştır[3]. Ayrıca 6771 sayılı Kanun md. 18/a gereği hükûmet sistemine ilişkin değişiklikler de büyük ölçüde 09/07/2018 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Dolayısıyla CHS döneminin ilk Cumhurbaşkanlığı görevini Recep Tayyip Erdoğan yerine getirmektedir.
Diğer taraftan seçimlerin yenilenmesi kararı verilmediği taktirde Any. md. 77/1 ve 6271 sayılı Kanun md. 3/3 gereği TBMM ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin 18.06.2023 tarihinde yapılması gerekmektedir. Ne var ki, Any. md. 116/1 ve 2 gereği, seçimler TBMM ya da Cumhurbaşkanı tarafından herhangi bir koşulun gerçekleşmesine bağlı olmaksızın yenilenebilmektedir. Seçimlerin yenilenmesine karar verildiği taktirde 6271 sayılı Kanun md. 3/4 gereği, bu kararın verildiği tarihten sonra gelen 60. günü takip eden ilk Pazar günü Cumhurbaşkanı ile MGS birlikte yapılmalıdır. Dolayısıyla seçimlerin yenilenmesine karar verildiği taktirde Cumhurbaşkanlığı ve MGS, 18.06.2023 tarihinden önce de yapılabilecektir. Nitekim ülkemizde PHS’nin uygulandığı dönemlerden kalma bir alışkanlığın sonucu olarak 24.06.2018 tarihinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı ve MGS’den hemen sonra başlayın erken seçim tartışmalarının hâlihazırda yoğunlaşarak devam ettiği ve kamuoyu gündemini meşgul ettiği gözlenmektedir. Anılan tartışmalarla birlikte hâlihazırda Cumhurbaşkanlığı görevini yerine getiren Recep Tayyip Erdoğan’ın bir kez daha Cumhurbaşkanlığına aday olup olamayacağı da tartışılmaktadır.
Bir kısım yazarlar ve muhalefet tarafından Any. md. 101/2 hükmü gerekçe gösterilerek, hâlihazırda görevdeki Cumhurbaşkanı’nın 24.06.2018 tarihinde ikinci kez seçildiğinden, anılan tarihten sonra yapılacak herhangi bir seçimde aday olamayacağı savını ileri sürmektedirler. Hemen ifade edelim ki, Any. md. 116/3 ve 6271 sayılı Kanun md. 3/2 gereği seçimlerin yenilenmesi kararı TBMM tarafından verildiği taktirde, Cumhurbaşkanı’nın (iki kez Cumhurbaşkanlığı seçiminde aday olma hakkına ek olarak) bir kez daha aday olma hakkının bulunduğu tartışmasızdır.
Venedik Komisyonu’na göre, Any. md. 116/3’teki “Cumhurbaşkanının ikinci döneminde Meclis tarafından seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi halinde, Cumhurbaşkanı bir defa daha aday olabilir.” düzenlemesi, Cumhurbaşkanı’nın görev süresini uzatarak ve bu süreyi 10 yılın üstüne çıkararak Cumhurbaşkanına fiilen üçüncü bir görev süresi daha tanımaktadır. Komisyona göre, bu şartlar altında Cumhurbaşkanı, imkânlar ölçüsünde sınırsız bir süre boyunca görevde kalabilecek olup bu durum kabul edilemez[4].
Konuyla ilgili tartışmalı olan, hâlihazırda Cumhurbaşkanlığı görevini yerine getiren Recep Tayyip Erdoğan’ın 18.06.2023 tarihinde ya da Cumhurbaşkanı tarafından seçimlerin yenilenmesi karar verilmesi durumunda ilgili tarihte yapılacak seçimlerde aday olup olamayacağıdır. Yukarıda ifade edildiği gibi kimi yazarlar ve muhalefet partilerinin görüşleri, bu son iki ihtimalde Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olamayacağı yönündedir.
Öncelikle “kanunların geriye yürümezliği ilkesi”, hukukun en temel ilkelerinden birisidir. Anayasalar da kanun niteliğinde yasama işlemi olduklarından, 6771 sayılı Kanun’la yeniden düzenlenen Any. md. 101/2 hükmünün hâlihazırda görev yapan Cumhurbaşkanı’na uygulanması mümkün değildir. Anayasa ya da kanun hükümlerinin geriye yürüyebilmesi için, TBMM tarafından konuyla ilgili özel bir düzenleme yapılması gerekir. Ne var ki, ne Anayasada ne de 6271 sayılı Kanun’da konuyla ilgili herhangi bir istisnai düzenleme bulunmamaktadır. Kaldı ki, böyle istisnai bir düzenleme sadece kanunla yapılmış olsaydı Anayasanın lâfzına açık aykırılık sebebiyle ilgili düzenlemenin iptal edilmesi gerekirdi. Ayrıca bilindiği gibi, “hukuki öngörülebilirlik ilkesi”, hukuk devleti ilkesinin en temel alt ilkelerinden birisidir. Dolayısıyla sadece kanunla yapılacak böyle bir sınırlandırma, hukuk devleti ilkesine de aykırı olurdu. Any. md. 101/2 hükmünün hâlihazırda görev yapan Cumhurbaşkanı’na uygulanmasına ilişkin Anayasada düzenleme yapılması düşünülebilirse de, anılan nitelikteki düzenleme seçilme hakkının açık ihlâli olurdu.
Nitekim AYM PHS uygulaması döneminde verdiği bir kararla, 09.01.2012 tarihli ve 6271 sayılı Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu geçici md. 1/2’deki “31/5/2007 tarihli ve 5678 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce seçilen Cumhurbaşkanları, iki defa seçilememeleri kuralı dâhil, Anayasanın değişiklik öncesi hükümlerine tabidir.” düzenlemesini Anayasaya aykırı bularak iptal etmiştir.
AYM’ye göre, “Dava dilekçesinde, 5678 sayılı Kanun’la Anayasa’nın 101. ve 102. maddelerinin değiştirildiği ve Cumhurbaşkanının seçimi, görev süresi ve iki kez seçilebileceğine ilişkin yeni bir statünün öngörüldüğü, Anayasa’nın belirlediği bu statüde kanunla değişiklik yapılmasının mümkün olmadığı belirtilerek kuralın mevcut ve eski cumhurbaşkanlarının ikinci kez cumhurbaşkanlığına aday olmalarını yasaklayarak eşitlik ilkesine aykırı bir şekilde seçilme hakkından mahrum bıraktığı belirtilerek kuralın, Anayasa’nın 10., 67., 101., ve 175. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Kanun’un geçici 1. maddesinin (2) numaralı fıkrasında 31.5.2007 günlü, 5678 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten önce seçilen Cumhurbaşkanlarının iki defa seçilememeleri dâhil, Anayasa’nın değişiklik öncesi hükümlerine tabi oldukları belirtilmektedir. Kuralın temel olarak mevcut ve önceki cumhurbaşkanlarının bundan sonra yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday gösterilmelerini engellemeyi amaçladığı anlaşılmaktadır.
5678 sayılı Kanun’la değiştirilen Anayasa’nın 101. maddesinin ikinci fıkrasının bir kimsenin en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebileceğini düzenleyen hükmü, maddenin eski metninde yer alan bir kimsenin iki defa Cumhurbaşkanı seçilmesini yasaklayan kuralı ortadan kaldırmıştır. Yeni düzenleme Cumhurbaşkanı adayı olmaya ilişkin diğer koşulları taşıyanlara ikinci kez aday gösterilme hakkını tanımaktadır. Bu hak bakımından Anayasada mevcut ve önceki Cumhurbaşkanları açısından herhangi bir istisna öngörülmemiştir. Bu nedenle mevcut ve önceki Cumhurbaşkanlarının bu haktan yararlanmaları doğaldır. Ayrıca seçme ve seçilme hakkı Anayasa’nın 67. maddesinde vatandaşlar açısından bir temel hak olarak öngörülmüştür. Cumhurbaşkanı seçimlerinde aday olma ve oy verme hakkının da bu madde kapsamında temel bir hak olduğu konusunda bir kuşku bulunmamaktadır.
Anayasa değişikliği ile kaldırılan iki defa Cumhurbaşkanı seçilme yasağının kanunla geçmişe dönük olarak uygulanabilir hale getirilmesi anayasa koyucunun bu konudaki iradesiyle bağdaşmamaktadır. Anayasada iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilme imkânının öngörülmesi mevcut ve geçmişte bu görevi yapmış olanların seçilme haklarını ileriye dönük olarak olumlu yönde etkileyen bir düzenlemedir. Anayasanın tanıdığı temel bir hakkın kanunla ortadan kaldırılması mümkün değildir.
Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 67. ve 101. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.[5]”
Diğer taraftan Cumhurbaşkanı’nın görev süresinin beş yıl olduğuna ve bir kişinin iki defadan fazla Cumhurbaşkanı seçilemeyeceğine ilişkin düzenlemeler, 31.05.2007 tarih ve 5678 sayılı Kanun’la yapılan Anayasa değişikliğiyle değiştirilen Any. md. 101/2 hükmüyle getirilmiştir. Ne var ki, anılan madde, 6771 sayılı Kanun md. 18/b gereği, 30.04.2018 tarihinde tamamen yürürlükten kalkmış ve 21.01.2017 tarih ve 6771 sayılı Kanun md. 7 ile yapılan Anayasa değişikliğiyle Any. md. 101 yeniden kaleme alınmıştır[6]. Bundan dolayı 5678 sayılı Kanun’la değişik Any. md. 101/2 yürürlükten kalktığı; 6771 sayılı Kanunla yeniden kaleme alınan md. 101/2 de kanunların geriye yürümezliği ilkesi gereği hâlihazırda Cumhurbaşkanlığı görevini yerine getiren Recep Tayyip Erdoğan’a uygulanamayacaktır[7]. Diğer bir deyişle Recep Tayyip Erdoğan’ın 09.07.2018 tarihinde başlayan Cumhurbaşkanlığı görevi, Cumhurbaşkanlığının ilk dönemi sayılmalıdır. Dolayısıyla Recep Tayyip Erdoğan 18.06.2023 tarihinde yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olabileceği gibi, TBMM tarafından seçimlerin yenilenmesine karar verildiği taktirde 6271 sayılı Kanun md. 3/4 gereği belirlenecek tarihte de Cumhurbaşkanlığına aday olabilecektir[8]. Son tahlilde hâlihazırda görev yapmakta olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın iki kez daha Cumhurbaşkanlığına aday olma hakkı bulunmaktadır.
Diğer taraftan, 6771 sayılı Kanun’la yapılan Anayasa değişikliklerinden önce ülkemizde PHS uygulanırken, anılan değişikliklerin 09.07.2018 tarihinde yürürlüğe giren hükümleriyle BHS’nin bir türü olan CHS’ye geçilmiştir. Bundan dolayı 6771 sayılı Kanun’la yapılan değişikliklerle önceki sistemden tamamen farklı bir hükûmet sistemine geçilmesi sözkonusu olmuştur. Ne var ki, 5678 sayılı Kanun’la yapılan Anayasa değişikliklerinde, Cumhurbaşkanı’nın görev ve yetkileri ile konumunda herhangi bir farklılaşma sözkonusu olmayıp, değişikler Cumhurbaşkanı’nın seçim yöntemi ve görev süresiyle sınırlıdır. Dolayısıyla önceki hûkumet sistemi döneminde elde edilmiş bir statü (Cumhurbaşkanlığı), yeni hükûmet sistemi dönemindeki Cumhurbaşkanlığı adaylığına bir engel olarak ileri sürülemez/sürülmemelidir[9].
Ayrıca PHS ile CHS’nin birbirlerinden çok farklı hükûmet sistemleri olduğu kuşkusuzdur.[10] Hâlihazırda yürürlükte bulunan Any. md. 8’deki Cumhurbaşkanı’nın sistem içindeki konumu ile PHS uygulaması dönemindeki Cumhurbaşkanı’nın konumu oldukça farklılaşmıştır. Dolayısıyla Any. md. 8’de sözü edilen Cumhurbaşkanı, PHS uygulamaları döneminde görev yapan Cumhurbaşkanı değil ve fakat CHS döneminde görev yapan ve bu hükûmet sisteminin özelliklerine uygun olarak görevler üstlenen ve yetkilere sahip olan Cumhurbaşkanı’dır[11].
Ayrıca Eren’in de isabetli olarak vurgu yaptığı gibi, “…Anayasa’nın 77. maddesine göre, “Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri beş yılda bir aynı günde yapılır”. Geçici 21. maddeye göre, “Meclisin seçim kararı alması halinde, 27’nci Yasama Dönemi milletvekili genel seçimi ve Cumhurbaşkanlığı seçimi birlikte yapılır”. Geçici 21. Maddenin H fıkrasına göre, “Anayasanın 67 nci maddesinin son fıkrası hükmü, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra birlikte yapılacak ilk milletvekili genel seçimi ile Cumhurbaşkanlığı seçimi bakımından uygulanmaz”. Anayasa Değişikliği hakkında Kanun’un 18. Maddesinin b) fıkrasına göre, “75, 77, 101 ve 102 nci maddelerinde yapılan değişiklikler, birlikte yapılacak ilk Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin takvimin başladığı tarihte, …yürürlüğe girer”. Bu düzenlemeler, yeni sisteme göre birlikte seçimi zorunlu kılmakta ve Anayasa Değişikliğine dair Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten sonra yapılacak seçimleri de “ilk seçim” kabul etmektedir.[12]”
Tersi yöndeki yorumlar hukuka aykırı ve Anayasanın açıkça ihlâli niteliğinde olduğu gibi, seçilme hakkının da ihlalini oluşturmaktadır. Bilindiği gibi eğer 6771 sayılı Kanun’la yapılan Anayasa değişiklikleri yapılmasaydı ve TBMM seçimlerin yenilenmesine karar vermeseydi 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün görev süresi 28.08.2014 tarihinde dolduğu için[13] 12. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da 28.08.2019 tarihine kadar görev yapabilecekti[14]. Ne var ki, 6771 sayılı Kanun’la yapılan Anayasa değişiklikleri ve TBMM’nin seçimlerin yenilenmesi kararıyla Recep Tayyip Erdoğan’ın görev süresinde bir yıldan fazla bir süre kesinti meydana gelmiştir. Dolayısıyla Recep Tayyip Erdoğan 5678 sayılı Kanun’la değişik md. 101/2 ile kendisine verilen 5 yıllık görev süresini tamamlayamamıştır. Recep Tayyip Erdoğan eğer 24.06.2018 tarihinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı seçiminde seçilmeseydi, beş yıllık Cumhurbaşkanlığı süresini tamamlayamadan görevine son verilmiş olacaktı ki, bu durumun da hem Anayasal bir hakkın ihlali niteliğinde olduğu hem de ilk kez doğrudan halk tarafından seçilen Cumhurbaşkanı sıfatını taşıması nedeniyle halk iradesinin yok sayılması anlamına geleceği açıktır. 6771 sayılı Kanun’un kabul edildiği tarihlerde Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı görevini yerine getirmesi ve anılan Anayasa değişikliğini Cumhurbaşkanı olarak desteklemesi, bütün bu belirlemeleri de değiştirmeyecektir[15]. Konuyla ilgili yapılan belirlemeler ve varılan sonuçlar, öznel ölçütler gözetilerek elde edilmiş belirli bir kişiyle bağlantılı değil ve fakat tamamen nesnel ölçütler gözetilerek elde edilmiş ve Anayasanın uygulanmasına yöneliktir.
Yazıcı’ya göre, 6771 sayılı Kanun’la yapılan Anayasa değişiklikleriyle Cumhurbaşkanı’nın görev süresiyle ilgili hiçbir değişiklik yapılmamıştır. 31.05.2007 tarihli ve 5678 sayılı Kanun’la değişik md. 101/2 ile 21.01.2017 tarihli ve 6771 sayılı Kanunla değişik md. 101/2 arasında hiçbir fark bulunmamaktadır. Her iki hüküm de Cumhurbaşkanı’nın görev süresinin 5 yıl olduğunu ve bir kişinin Cumhurbaşkanlığına en fazla iki defa seçilebileceğini şüpheye yer bırakmayacak bir açıklıkla düzenlemiştir. Bu nedenle 2023’te yapılacak bir Cumhurbaşkanlığı seçiminde Sn. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın üçüncü kez daha bu makama aday olması, anayasal bakımdan mümkün değildir. Çünkü Sn. Erdoğan, bu makama ilk kez 10.08.2014’te yapılan seçimle; ikinci kez ise 24.06.2018’de yapılan seçimle seçilmiştir. Böylece Anayasanın öngördüğü en fazla iki defa seçilme kuralı da gerçekleşmiş olmaktadır. Bunun tersi yönde görüş belirtme ihtimali bulunmamaktadır[16].
[1] 10/08/2014 tarihli Cumhurbaşkanlığı seçiminin kesinleşmesine ilişkin YSK kararı için bkz.: YSK, K.T. 15/08/2014, K.N. 3719, R.G. T. 28/08/2014, S. 29102 (Mükerrer).
[2] TBMM, Türkiye Büyük Millet Meclisi Seçimlerinin Yenilenmesine Dair Karar, K.N. 1183, K.T. 20/04/2018, R.G. T. 20/04/2018, S. 30397 (Mükerrer).
[3] Bkz.: TBMM Tutanak Dergisi, D. 27, C. 1, Y.Y. 1, B. 2, T. 09/07/2018, s. 36 ve 37.
[4] Venice Commission, Turkey-Opinion on the Amendments to the Constitution Adopted by the Grand National Assembly on 21 January 2017 and to be Submitted to a National Referendum on 16 April 2017, p. 14.
[5] K.T. 15.6.2012, E. 2012/30, K. 2012/93, R.G. T. 01.01.2013, S. 28515. 6271 sayılı Kanun’un tasarı ve Anayasa Komisyonu raporu için bkz.: TBMM, “Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu Tasarısı ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/487)”, Y.D. 24, Y.Y. 2, S.S. 138, (Çevrimiçi) https://www5.tbmm .gov.tr/sirasayi/donem24/yil01/ss138.pdf, ss. 1-49, 22.04.2021.
Konuyla ilgili ayrıca bkz.: Kemal Gözler, “Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Görev Süresi Ne Kadardır ve Bu Görev Süresi Kanunla Belirlenebilir mi?”, Terazi Aylık Hukuk Dergisi, Y. 7, S. 66, Şubat 2012, ss. 36-50, (Çevrimiçi) https://www.anayasa.gen.tr/gorev-suresi.pdf, 23.04.2022, ss. 1-37.
[6] Eren’e göre, 21.01.2017 tarihli Anayasa Değişiklikleri ile Any. md. 101’in tamamen değiştiğinin ve yeni bir içerik kazandığının kabul edilmesi gerekir. Bkz.: Eren, “Mevcut Cumhurbaşkanı Kaç Defa Seçilebilir?”, par. 16.
[7] Benzer görüş için bkz.: Mehmet Uçum, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde İki Dönem Sistemin Devreye Girmesiyle Başlamıştır!”, Sabah, 08.05.2021, par. 1-25.
[8] Aynı yönde görüş için bkz.: Eren, “Mevcut Cumhurbaşkanı Kaç Defa Seçilebilir?”, par. 23.
[9] Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Uçum’un ifadesiyle, “yeni sistemdeki kamu hukuku statüsüne göre aday gösterilmemiş ve seçilmemiş, yeni sisteme göre tek başına yürütme görevi ve yetkisi üstlenmemiş, yeni sisteme göre asli düzenleme yetkisi kullanmamış, yeni sisteme göre sorumlukları belirlenmemiş ve eski sisteme göre seçilmiş Cumhurbaşkanının eski sistemdeki görev süresini yeni sistemin döneminden saymak en temel hukuk yaklaşımıyla dahi bağdaşmaz.” Uçum, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde İki Dönem Sistemin Devreye Girmesiyle Başlamıştır!”,par.16.
[10] Uçum’un da isabetli olarak ifade ettiği gibi, her iki sistemdeki yürütmenin kamu hukuku statü farklılıkları şunlardır: “Birincisi, yürütme yetkisi ve görevi önceden Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kuruluna aitken yeni sistemde yürütme yetkisi ve görevi sadece Cumhurbaşkanına aittir.
İkincisi, eski sistemde yürütmenin ana parçası olan Bakanlar Kurulu Meclisin güvenoyuyla kurulur ve halkın dolaylı iradesine dayalı olarak işbaşına gelirken yeni sistemde yürütme organı doğrudan halk tarafından seçilir.
Üçüncüsü, yürütme yetkisi ve görevi Anayasada doğrudan halk tarafından seçilen Cumhurbaşkanına verildiğinden bakanların ve üst düzey yöneticilerin ataması ve görevden alınmasında ikili ve üçlü kararnameler yerine Cumhurbaşkanı kararı yeterli hale gelmiştir.
Dördüncüsü, Cumhurbaşkanı adayı gösterme koşulları da farklıdır. Yeni sistemde Mecliste grubu olan partilerin yanı sıra eski sistemden farklı olarak aday göstermek için parti ve partilerin yüzde 10 oy oranına sahip olma şartı yüzde 5’e indirilmiş ilave olarak 100.000 (yüz bin) seçmene aday gösterme hakkı tanınmıştır.
Beşincisi, yeni sistemde Cumhurbaşkanına asli düzenleme yetkisi verilmiştir. Cumhurbaşkanı, kararnamelerle yürütme alanına ilişkin asli düzenleme yapabilmektedir. Eski sistemde Cumhurbaşkanı sadece Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliğine ilişkin kararname çıkarma yetkisine sahipti.
Altıncısı, eski sistemde Cumhurbaşkanı tek başına aldığı kararlarda ve yaptığı işlemlerde sorumsuz statüdeydi. Sadece vatana ihanet halinde bir suç sorumluluğu düzenlenmişti. Oysa yeni sistemde Cumhurbaşkanının hem işlem sorumluluğu hem cezai sorumluluğu ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.
Dolayısıyla iki dönem aday olma hakkı ve iki dönemlik sınır sadece ve tamamen yürütmenin bu yeni kamu hukuku statüsüyle ilgilidir.” Bkz.: Uçum, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde İki Dönem Sistemin Devreye Girmesiyle Başlamıştır!”, par. 6-12.
[11] Benzer yönde görüş için bkz.: Eren, “Mevcut Cumhurbaşkanı Kaç Defa Seçilebilir?”, par. 18 ve 19.
[12] Eren, “Mevcut Cumhurbaşkanı Kaç Defa Seçilebilir?”, par. 20.
[13] 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül 28.08.2007 tarihinde TBMM’de yemin ederek görevine başlamıştır. Bkz.: TBMM Tutanak Dergisi, D. 23, C. 1, Y.Y. 1, B. 6, T. 28.08.2007, ss. 77-81.
[14] 6771 sayılı Kanun md. 17 ile Anayasaya eklenen Geçici md. 21/A’da, “Türkiye Büyük Millet Meclisinin 27’nci Yasama Dönemi milletvekili genel seçimi ve Cumhurbaşkanlığı seçimi 3/11/2019 tarihinde birlikte yapılır. Seçimin yapılacağı tarihe kadar Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri ve Cumhurbaşkanının görevi devam eder.” düzenlemesi bulunmaktadır. TBMM seçimlerin yenilenmesine karar verdiği için, seçimler 03.11.2019’da değil ve fakat 24.06.2018 tarihinde yapılabilmiştir. Dolayısıyla TBMM’nin 20.04.2018 tarihinde vermiş olduğu seçimlerin yenilenmesi kararı, Recep Tayyip Erdoğan’ın görev süresinde yaklaşık on altı aylık bir süre kesintinin olmasına neden olmuştur.
[15] Farklı yönde görüş için bkz. ve karş.: Aydın, “Öykü Didem Aydın ile Hukuk Okulu (16): “Haydi Bidahha Bidahha Bidahha!” Recep Tayyip Erdoğan Yeniden Aday Olabilir mi?”, par. 1-53.
[16] Yazıcı, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi: Seçimlerin Yenilenmesi, Muhtemel Sorunlar ve Belirsizlikler-1”, par. 1.
Webunya başka bir dünya
