Anasayfa / Köşe Yazıları / İncelikler Yüzünden

İncelikler Yüzünden

İncelikler Yüzünden

Aslında her yeni yaşımda geçen senenin muhakemesini yaparım. Bu sene olmadı. Babamın hastalığı ile uğraşmanın arkasından kendimin yaşadığı soğuk algınlığı süreci derken ancak toparlandım.

Pandemi ile o kendi kendime kaldığım süreçte aslında değişim süreci başladı diyebilirim. Eskiden benim için çok önemli olan bir çok detay, konu şimdilerde o kadar umurumda değil ki…

Hep kalabalıklarla birlikteydim. Çocukluğum kalabalık ortamlarda geçti. Her akşam mutlaka misafirimiz olurdu. Ya da biz birilerine giderdik. Cümbür cemaat yaşıtım kuzenlerimle büyüdüm. E tabi o zamanlar bilgisayar, internet vb gibi şeyler yoktu. Maksimum yaptığımız yaramazlıklar sokaktan geçen sokak satıcılarından gizlice dondurma alıp yemekti. O da ayrı bir keyifti. Ha bir de balkondan şırınga ile insanlara su sıkar saklanırdık. Kaç kez evin zilini çalıp şikâyet etmişlerdir hatırlamıyorum. Sonuç mu? Anne terliği desem yeterli sanırım 😊

Neyse o kadar geçmişe gitmeyeceğim tabiki. Kendimle kaldığım süreçte bir çok şey değişti hayatımda. Yaşadığım sürpriz olayların da bunda katkısı yok diyemem. Asla olmaz dediklerim oldu. Trajikomik şeyler aslında o gün stres kaynağı olan şeylere şimdi gülüyorum. Şunu anladım ama; hayat bu, ne zaman başına ne gelir bilinmez.

Sadeleşme süreci başladı hayatımda. Her şeyi azaltmaya başladım. Aslında çok keyif aldığım şeylerin bu süreçte artık keyif vermemeye başladığını fark ettim. 40 lı yaşların başına kadar gezmek , tozmak eğlenmek keyif verirken şimdi tam bir ev kuşu oldum. Evde çayımı – nargilemi içip, bir şeyler izlemek daha çok keyif verir hale geldi.

Giyim, kuşam, dış görünüş o kadar umursamamaya başladım ki… Ha bu tabi pis olmak demek değil. Sadece çula çaputa gereksiz para harcamak anlamsız hale geldi. Uzun zamandır çok gerekmedikçe bir şey almıyorum. Eskiden o markalarının peşinde koştuğum şeyler artık umurumda bile değil. Var olan eşya, ayakkabı vb şeyleri kullanım ömrü dolana kadar kullanıyorum. Biliyorum ki bir sabah uyandığım da ya da uyanamadığım da bunların hiçbir anlamı olmayacak. Birçok kıyafetim, eşyam var. Bir çoğunu aylarca giymediğim, unuttuğum oluyor. Katılacağım bir etkinlik vs olacakta ben hatırlayıp giyeceğim.

Eskiden susmayan telefonum şimdilerde sadece görüşmek istediğim insanlardan gelen mesaj, aramalardan ibaret. Düşünüyorum da herkesin her şeyine o kadar çok koşar hale gelmişim ki kendimi unutmuşum. Kerem şunu ne yapacağım? Kerem bu nedir? Kerem bir sen el atsan. Liste uzar gider. Yapmıyorum, dinlemiyorum ve ilgilenmiyorum artık. Çok az, sayılı insan dışında artık hiç kimseye vakit harcamıyorum. Zamanım kıymetli.

Velhasıl kelam değiştim ve değişmeye devam ediyorum. Huzuru aradıkça yalnızlaşıyormuş insan.

Bu ara çok taktığım bir laf var; “ ben hep senin yanındayım”…. Hayır değilsin. Kendi gündemin, kendi işin, kendi hayatın ve kendi önceliklerinden sonra kalan vakit olursa benimlesin. İnsanın kendini önceliklendirmesi garip değil tabiki ama iddialı olarak “hep” kelimesi anlamını yitiriyor. Bunu o kadar çok deneyimledim ki.

“Ben sana ne ettim yollarımı çıkmaza bağladınÜç gün mutlu olduysam üç ömürlük ağladımYalnız geldik yalnız gidiyoruz anladımTokadını yiye yiye gerçeğe aydım ya”

İçim çok kırgın aslında. Yazsam sayfalar yetmez. Ama şimdilik susuyorum. Konuşma günüm gelene kadar susuyorum….

Hakkında Kerem Ateş

1979 yılının bir sonbahar gününde İstanbul’da dünyaya gözlerimi açtım. 1996 - 2010 yılları içerisinde aktif olarak siyaset içerisinde bulundum. 1998 yılından itibaren de Sivil Toplum kuruluşlarında Çevre - gençlik politikalarında aktif rol aldım. 2001 yılında Uluslararası bir kuruluş olan Junior Chamber International – JCI Türkiye tarafından “ Çevre Korumacılığı ve Ahlaki Önderlik Dalında” Türkiye’nin En Başarılı 10 Gencin den biri seçildim. 2002 de aynı dalda Kültür Bakanlığı özel ödülü aldım. Şu anda Reklam – Organizasyon alanında çalışıyorum. Çevre , Gençlik Politikaları ve Siyaset özel ilgi alanlarımdır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*