Evet her yıl olduğu gibi bu senede doğum günüm de içimi dökmek üzere oturdum bilgisayar başına.
Her geçen sene bir önceki seneden daha sakin ve ağırlaştığını hissediyor insan. Belki de insanın bilinç düzeyinin en üst noktası kırk yaş…
Yirmili yaşlarımdaki gözü karalığım artık yok. Bir şeye adım atarken çok kez düşünüp, ölçüp tartıyorum.
Onlarca üzücü olay, aldatılmak, kandırılmak ve birçok şey. Aynanın karşısına geçtiğinde gördüğün bedenin bunların hepsinin birer özeti oluyor.
Saçlardaki beyazlar ise sana yaşadıklarının birer izi olarak kalıyor.
Şöyle bir düşünüyorum. Neler geldi neler geçti? Mesela eskiden daha sert ve duygusuz görünürdüm. Şimdi ise daha duygusalım. Çok etkilenir oldum olan bitenden.
Ama en önemlisi değişmeyen ve her geçen sene perçinlenen özellikler. Vicdan…. Nereye gidersen git, ne yaparsan yap kaçamayacağın, senin hep gölgen olan o vicdan. Asla değişmeyen ve sahibi olmaktan en çok gurur duyduğum şey. Bazen hata da yaptırsa en azından kendi içime döndüğümde rahatlamamı sağlayan şey.
Eski deli dolu halimden eser kalmadı. Duruldum. Karda yürüyüp izini belli etmeyen, ama bir o kadarda yaramaz olan ben mazide kaldı sanki. Artık ruhumu besleyen / besleyecek şeylerin peşinde koşuyorum, gündelik hazların değil…
Az , öz ama sevdiğim insanlar kaldı çevremde. Belki de hep dile getirdiğim şey olan insan detoksunun etkisi bu. Ne kadar az, gerçek , o kadar iyi. Dostlarımla mutluyum. İyi ki varlar ve hep var olsunlar… Bu ömür denilen uzunluğu ve süresi ne kadar belli olmayan yolda benimle olduğunuz için binlerce teşekkür ederim.
Bir de daha güzeli “o” var.. Tesadüflere inanmam, ilginç bir zamanlama ile tanıdım. İyi ki tanıdım, iyi ki varsın ve hep var ol. Teşekkür ederim varlığın için ;). ( aaa kim vs sorularına kapalıyım, baştan söyleyeyim )
Ve tabi canım Ailem. Siz her anım, koruyucum, desteğim, herşeyim. Sizleri çok seviyorum. İyi ki varsınız, iyi ki benim canlarımsınız.
Şöyle bir yazı okudum çok hoşuma gitti: “40 yaş, insanın, terk etmeye yaklaştığı bedenini sevgiyle kabule zorlandığı ve ruhunun, tekamül tohumlarının meyvelerini toplamaya başladığı büyülü bir köprüdür.”
Ne kadar da doğru…
Ve hayatımdan geçen, iyisi ya da kötüsüyle yolumun kesiştiği, belki de tarifsiz acılar, mutsuzluklar yaşatan sizlere de teşekkür ederim. Sizin sayenizde bugünkü ben oldum. Evet eseriniz ile övünebilirsiniz. Çünkü ben kendimle övünüyorum.
Satrlarımı Sevgili Sezen Aksu’nun çok sevdiğim şarkısının sözleriyle bitiriyorum.
“Şu hayat kavgasında toz duman sürüklendim
Ner’desin suna boylum, gözlerinde sevdam kaldı
Öyle bir yaşamak ki kendimi zor büyüttüm
Ayrılık vurgunda belli etmedim ama ciğerim yandı
Elleri sevdim sanma, hatıran şahidimdir
Ben yandım yar, sen yanma
Aşk amansız bir haindir
Dünya yıkılsa, yıkılmaz aşkın bende
Leyla yeniden can buldu bak sayende
Verdiğin söz hükümsüz
Geçmedi gönül senden
Ettiğim aha inanma
Sana hiçbir kötülük gelmez bende
Elleri sevdim sanma, hatıran şahidimdir
Ben yandım yar, sen yanma
Aşk amansız bir haindir”
Seneye (umarım) görüşmek dileğiyle…
Webunya başka bir dünya
