Tatlı dilliydi. Yüzü hep gülerdi. Sazı notalarla değilde kendi tabiriyle gönüylee çalardı. O sazın yüreği dağlayan nağmeleri gözlerden yaşlar döktürürdü gibi eğlendirip neşelenirlerdi de. Çünkü Neşet ERTAŞ öyle bir insandı. Ne demişti insanlığa? “Kadınlar insandır biz insanoğlu…” O yüzden UNESCO dünya da yaşayan değerler listesine büyük ustayı da eklemişti.
Biz üç dakika Neşet Ertaş’ın şarkıya girmesini bekleyen adamlardık. Ondan öğrendik beklemenin kıymetini.
Sinemizde saklardık kimselerin bilmediği gizli yaralarımızı. Boynu bükük bir gariptik, yüzümüz gülmezdi. Gönlümüz hep sevgiliyi arardı. “Neredesin sen?” diye sorandı…
Cahildik. Dünyanın rengine kandık. Hayale aldandık. Boşuna yandık. İlelebet her şeyi bizim sandık. Evvelimizi de ahirimizi de hep sevdiklerimize adadık.
Yolcuyduk bu dünya da…
Bir anadan dünyaya geldik. Gelince de dünyaya gönül verdik.
Sazına sözüne kulak verince de ;
“Hep yolcuyuz böyle gelir gideriz
Dünya senin vatanın mı yurdun mu?”
Dediğini duyduk… Sevdalar yaşadın/yaşattın yazları kışa çeviren. Ayrılıktan için öyle yandı ki “Mevlam ayrılık vermesin gökte uçan kuşa Leylam” diye Ferhat gibi gönül dağladın.
Yalan dedin bu dünyaya. Yalandan yüzüme gülen dedin bu dünyaya. Ne güzel dedin be usta… Dedin yoruldun ve gittin bu yalan dünyadan… “Öldü demeyin” dedin giderken. “Aşıklar ölmez. Yoruldu gitti” deyin dedin… Bugün sen bu dünyadan yorulup gideli yedi yıl olmuş. Neşen ile Derdin ile Aşkın ile gittin Bozkırın Tezenesi Neşet ERTAŞ… Göynümüz seni arıyooo neredesin sen? diye anarken seni; Buradayım dediğini duyar gibiyiz sazında sözünde… Ruhun şad olsun büyük usta…
#neşetertaş
Webunya başka bir dünya
