Anasayfa / Yaşam / Psikoterapist Şahin’i tanıyalım..

Psikoterapist Şahin’i tanıyalım..

Psikoterapist Şahin’i tanıyalım..

Kartal bey merhaba, röportaj talebimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz.

1.) Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

Tabiki. İstanbul doğumluyum. Lisans eğitimimi Yeditepe Üniversitesi Psikoloji bölümünde tamamladım. İki yıl Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde grup terapilerde ve genel kurullarda görev aldım.  Klinik Psikoloji Yüksek Lisans eğitimimi ise Üsküdar Üniversitesi’nde Narsistik Kişilik Bozukluğunun Şiddet Eğilimi ve Homofobi ile İlişkisini araştıran tez çalışmasıyla bitirdim. NP İstanbul Beyin Hastanesi’nde Klinik Stajımı tamamlarken ergen ve yetişkin birçok yatılı hastanın takibinde aktif rol oynadım.

Ayrıca, Masterson Türkiye Enstitüsü’nde, Masterson Psikanalitik psikoterapi eğitimini tamamladım. Kişilik Bozukluklarında Nesne ilişkileri ve Klinik Süpervizyon eğitimlerini de bu süreç içerisinde tamamladım. Yine,  Marmara Üniversitesinde Aile ve Çift Terapisi eğitimi sonrasında Cinsel İşlev Bozuklukları Terapi eğitimini de almış bulunuyorum.

2.) Psikoloji bölümünü seçmenizdeki en önemli etken neydi? Neden psikoloji?

Toplumsal olarak hepimizin en çok ihtiyacı olan şey mutlu olmak. Mutlu bireylerden oluşan toplumlar daha mutlu, başarılı ve gelişime açık oluyor. Çünkü insan mutluluğu öyle bir şey ki bu; seni, aileni, evini, iş yerindeki verimini, çocuklarını yetiştirmeni kısacası hayatımızdaki her alanı etkiliyor. Dolayısıyla insanları daha mutlu edebilmek, kendiliğinin farkında olmasında yol arkadaşlığı yapmak toplumsal boyuttaki değişimlere katkıda bulunabilmekti. Dolayısıyla toplumsal bir iş yapmak istiyordum ve psikolog olmayı seçtim.

Ben uygulamalı ve biraz önce bahsettiğim gibi toplumsal gelişmeye katkıda bulunabileceğim bir alanda çalışmak istiyordum. Klinik psikolog olarak insanların kendilerini bulma yolculuğunda onlara eşlik etmek, bambaşka hayatların içine dahil olmak insana farklı deneyimler kazandırıyor.

3.) Son yıllarda psikoloğa danışan kişi sayısı artmış olmakla birlikte insanlar psikoloğa gittiğini en yakınlarından bile saklar halde. Sizce nedeni nedir?

Geçmiş yıllara nazaran terapiste giden, terapi alan kişilerde dediğiniz gibi bir artış söz konusu. Burada teknolojinin etkisini yok sayamayız. Insanlar yaşadıkları sıkıntıları internet üzerinde araştırdıklarında bir çok psikoloji makalesi, videosu vb içeriklere ulaşıyor. Kendinden bir parça bulabiliyor ve terapiste başvurabiliyor. Ancak psikolojik sağlık soyut bir kavram. Örneğin boğazınız ağrıdığında bir KBB uzmanına başvurmak ve bunu yakınlarınızla paylaşmaktan endişe duymazsınız. Çünkü kimse size neden boğazın ağrıdı, ne oldu da ağrıdı, kendi kendine kuruntu yapıyorsun gibi yönlendirmeler – yorumlar ya da eleştiriler ile gelmez. Ancak kendinizi psikolojik olarak kötü hissettiğinizde, çözümsüz hissettiğinizde bir terapiste başvurduğunuzu paylaştığınızda bir çok kişi tarafından farklı yorumlara maruz kalabiliyorsunuz maalesef. O nedenle insanlar terapi aldıklarını en yakınlarından bile saklayabiliyorlar.

4.) En çok karıştırılan kavramlar arasında psikolog ve psikiyatrist tanımı var. Aradaki fark nedir?

Biz psikologlar 4 yıllık bir psikoloji lisans programını tamamlayıp, yüksek lisans ile de uzmanlığımızı alıyoruz. Sonrasında tedavi yönetimi olarak benimsediğimiz bir disiplin doğrultusunda psikoterapi uyguluyoruz. Kişinin psikolojik sağlamlığına ulaşmasında konuşma terapisiyle ulaşmasını sağlıyoruz. Herhangi bir ilaç yazma yetkimiz yok. Psikiyatristler ise psikiyatri alanında uzmanlanmış tıp doktorlarıdır. Ruh sağlığı/ sinir hastalıkları konusunda farmakolojik eğitim alırlar. Yani, genel anlamıyla psikiyatristler ilaç ile tedavi yönetimi kullanırlar. Tabi psikoterapi uygulayan da birçok psikiyatrist bulunuyor, bunu da belirtmek gerek. Aynı zamanda psikolog ve psikiyatristler birlikte çalışabiliyor. Eğer ilaçla tedavi gerektiğini düşündüğümüz danışanlarımız varsa onları psikiyatristlere yönlendiriyoruz. Aynı şekilde psikiyatrist de ilaçla tedavinin yanında psikoterapiyle de ilerlenmesi gerektiğini düşünüyorsa yine bir uzman psikoloğa yönlendirme yapabiliyor. Farklılık noktalarımız bunlar ancak birbirine temas eden iki alan olduğumuzu, yani ruh sağlığı alanında çalışan uzmanlar olduğumuzu unutmamak gerekir. 

5.) Her psikolog aynı mıdır ? Daha da açmamız gerekirse her psikolog seanslarda aynı yöntemleri mi kullanır ?

Hiçbir insan bir öteki ile aynı olamaz. Aynı olabilmek için aynı genetiğe, aynı geçmiş olaylara, aynı IQ seviyesine, aynı kültüre kısacası herseye ile aynı olması lazım. Dolayısı ile her psikolog ayrıdır. Öte yandan psikoterapistler tedavi yöntemleri olarak belirli ekolleri belirlerler. O ekolde kullanılan dil ve yönteme göre psikoterapistler kendi ekolünde benzerdir diyebiliriz. 

6.) Üniversite eğitimi dışında ekstra eğitimler de almak gerekiyor mu?

Tabiki gerekiyor. Psikoloji eğitimi lisans bitti, yüksek lisans bitti, doktora bitti her şey tamamlandı diyebileceğimiz bir eğitim dalı değil. Bir terapistin kendini sürekli güncellemesi, geliştirmesi için farklı eğitimler alması gerekiyor. Örneğin klinik psikologlar olarak dönem dönem yaşadığımız vakalar üzerinden süpervizyon eğitimlerine katılarak birbirimizle deneyim paylaşımları yaparız. Farklı konularda tartışırız. Kısacası iyi bir terapistin yolculuğu çok uzun solukludur.

7.) Sizin özellikle çalıştığınız bir alan var mı?

Yetişkin ve Ergen bireylere; Bireysel Terapi, Online Terapi, Aile – Partner Terapisi, Cinsel Terapi ve Grup Terapi yolculuklarında eşlik etmekteyim.

8.) Terapiler ne kadar sürüyor? Süreler neye göre belirleniyor?

Terapiye gelen kişi kendi hayatında yaşadığı zorlukları çözümlemek ve değişmek için terapiye gelir. Burada kişinin kendisine ait güvenli bir alanı olduğunu, kendisi için alan açabildiğini, kendisi için ayrılmış bir zaman diliminde düzenli olarak kendisi için çalışacağını bilmek kişiyi geliştirir. T Sağlıklı bir iletişimin ve dikkatin sürdürülmesi de göz önüne alınarak süre 50 dakikadır. Kişinin kaç seans ve ne kadar süre geleceği gelişime göre değişir. 

9.) Geleceğe yönelik planlarınızı bizimle paylaşır mısınız?

Şu an içinde çocuk psikoterapistlerinin, özel eğitim uzmanlarının , yetişkin terapistlerinin, aile ve çift terapistlerinin, cinsel terapistlerin bulunduğu bir klinik açma aşamasındayım. Bunun için Erenköyde bir yer bakıyorum. Hatta kliniğin ismine de karar verdim. Burada sizinle paylaşabilirim. İsmi Benlik Psikoloji olacak. Şu an psikoterapilerden kalan vaktimin tamamını Benlik Psikoloji için kullanıyorum. 

10.) Benlik psikoloji ismini neden seçtiniz?

Benlik, kişinin özüne atıf yapan bir kavram. Hepimizin birer bireyiz ancak ailemizin yanında, arkadaşlarımızın yanında, iş ortamında bambaşka bireyiz. Benlik ise, içimize, iç sesimize, özümüze ithaf eden bir kavram. Bu yüzden bu ismi seçtim. 

11.) Psikoloji bölümünü seçmek isteyen gençlere ne önerirsiniz?

Bu alanı seçmek isteyen gençler, insana temas edeceklerini unutmamalılar. Bir çok duygu durumu ile seanslarda karşı karşıya kalacaklarını bilmeleri gerekiyor. Bu nedenle bu bölümü seçmeden önce bu konuyu iyice düşünerek karar vermeleri gerekir.   Biraz önceki konularda bahsettiğimiz gibi psikoloji okumak uzun soluklu bir süreç. Bu süreçte öğrenilecek, yapılacak çok şey var. Önce kendimizin farkındalığında büyük değişimler yaratır. Kısacası psikoloji keyifli, disiplinli ve uzun soluklu bir eğitim süreci gerektiriyor.

Hakkında Webunya

Webunya.com, uzun yıllar internet sitesi yöneticiliği, yazarlık yapanlar ve sivil toplum kuruluşlarından gönüllü olarak çalışanların bir araya gelmesi ile 7 Nisan 2013 tarihinde kurulmuş uzman yazarların yazılarının yayınlandığı bilgi ve sosyal paylaşım sitesidir.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*